Kabataş Erkek Lisesi'nin yıl itibariyle 100 yıllık olan tarihinde kişisel resim sergisi açan ilk öğrenci olmak beni gururlandırıyor. Neredeyse her türlü ilkin gerçekleştirilmiş olduğu bir çağda, daha kısa tanımlı bir ilki gerçekleştirmemi beklemiyordunuz herhalde. Gelecekte bekleyebilirsiniz, ama şimdilik bu kadarıyla yetinmelisiniz...
Efendim, ne diyorduk: defter, konuklar, kritikler.
Defter
Kokteyli de hazırlayıp uzaktan sergiye baktığımızda eksikliğini hissettiğimiz bir şey vardı: bir hatıra ve bir ziyaretçi listesi. Her gelenin adını sorup yazmak garip olurdu. Ayrıca hatıra olarak afiş ve davetiye fotokopilerim ve bilimum resmim vardı elbet ama insanların yorumunu benim kadar balık hafızalı birine sürekli hatırlatamazlardı. 'O an aklımıza bir fikir geldi: bir defter!' diye devam etmemi bekliyorsunuz ama açıkçası daha önceden Canan Hoca'nın aklına gelmişti o -aslında pek çok ressam tarafından kullanılan- fikir ancak kullanmaya kıyamadığım kalitedeki defterlerimi sabah boyu arayışımın başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle ablama bir iş daha düştü o an! Gidip Ortaköy'den kaliteli bir defter alması gerekiyordu..
İşte böylelikle edindiğim ziyaretçi defterimi koca çiçekli koca masaya koyup, yanına da renkli kalemlerimi yerleştirdim.
Çok güzel yazılar var içerisinde. (İleriki gönderilere bir kaçını koyabilirim)
Bu unutulmaz üç günü sürekli hatırlamamı sağlayacak.
Ayrıca burdan Zemzem Abla'ya, ikide bir bahsettiğim öz ablama, babama, anneme, Rainbow'a, Şule'ye sesleniyorum: Geldiniz, gördünüz; ya imzalamadınız ya da yanlış defteri imzaladınız. Bir an önce hatıramdaki yerinizi alın!
Ayrıca imkansızlıklar ve unutkanlıklar nedeniyle gezemeyip bu blogdan takip edim resimlerime bakanlar da istemeleri durumunda sonradan imzalayabilirler, onlar biliyorlar kim olduklarını.
Konuklar
Babamın arkadaşları, ablamın arkadaşları, benim arkadaşlarım, yeni-eski okul-dershane öğretmenlerim, müdür yardımcıları, Okul Müdürü Sn. Recep Memiş, Beşiktaş Milli Eğitim Müdürü Sn. Şeref Çalışır sergiyi detaylı olarak izleyenlerdendi. Ayrıca pek çok okuldaşım sergiye ilgi gösterdi, çok mutlu oldum. Yoldan geçen alakasız insanlar da şöyle bir baktı, onlar da takdir ettiler: Yaşasın!
Şimdi, bu kısmı gelenlere teşekkür etmekten ziyade gelmeyenlere teessüf etmeye ayıracağım.
Tamam anlıyorum, bir kısmınız Cuma'ya kadar zannediyordu.
(Hakkınız var, Cuma'ya kadar olmalıydı en azından.)
Tamam anlıyorum, bir kısmınız yurt/şehir dışındaydınız.
Tamam anlıyorum, bir kısmınız çok çok çok yoğundunuz.
Tamam zorlamadım, çok çok uzakta oturup gelmesi çok çok zor olanları..
Peki ama, burnunun dibine sergi açtığım bir kaç dönemdaşım ile öğretmenime ne demeli? Hele Altuğ Hocam! Sözüm var resim vereceğim, hangi resmi vermemi istediğini söylemesi için gelmesi gerekiyor sergiye. Gelmediği gibi kandırıyor beni 'en önde sağdaki' diyerek. Ben de kendi verdiğim içeriği kullanınca o cümlelerinde, fark edemeyip kanıyorum. Ama şimdi yaptığının farkındayım ve çok çok... kırgın ... üzgünüm. snıff..
Kritikler ve sergiden fotoğraflar ile resimler yarına artık, ders çalışmam ve uyumam lazım bugün.