7 Nisan 2008 Pazartesi

Açıldı bitti arşiv oldu.

Efenim. 7 Nisan 2008 Pazartesi günü sabahı gün boyu sahip olacağım imaj konusunda daha evvel hiç olmadığım derecede kararsızdım. Entel olmalıydım, farklı olmalıydım ama öğrenci de olmalıydım. 'Okul üniforması mı giysem, okul üniformasından daha Kabataşlı sivil bir kıyafet mi geçirsem üzerime, yoksa konseptüel bir kostüm mü hazırlasam'  iki-üç-lemini okul eteği, kırmızı gömlek, siyah hırka, ikili balıksırtı örgü kombinasyonuyla sonlandırdım. Yaralaşan sivilcelerimi kapatıcılarla örttükten sonra insanların karşısına ilk resim sergisini 17 yaşındayken açan yetenekli kız olarak geçmeye hazırdım.  

Aynı gün 12yi 15 geçe kurdeleli ancak makassız, törensiz ama kokteylli; 'pat' diyerek açıldı 46 resim barındıran güzide sergim. Heyecanlıydım, çünkü o an yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Resimlerim ortadaydı ve eğer insanlar beğenmezse, beğenmezlerdi... Saçı sakalı birbirine karışmış metalci abiler, garip kostümler giyinmiş buz patenciler, Bülent Ersoy ve Zeki Müren, karanlık renkli karamsar kompozisyonlu tablolar... Açıkçası geçen sene açmadığım için sergiyi mutluyum, çünkü insanların çok sevdiği ve sevme ihtimali zaten daha çok olan Depremzede Amca'yı ve kartpostal boyutundaki minik pastel boya çalışmalarımı koymasaydım seyirciyle aramdaki ilişki iyice kopacaktı.

Çiçekler
Öncelikle üzerindeki bir aksilik olmazsa yaşadıkça saklayacağım çok tatlı notlarla beni duygulandıran turuncular geldi parçası olduğum 'England (!)' Debate Team'den, sonralıkla çelenk geldi okulun vakfından ve sonra da (kod adı balıklı göl) Hande Abla karanfil olduğunu tahmin ettiğim kırmızımsı bordomsu çiçekler getirdi (ki onların da bir kısmını kurutup saklayacağım). Açıkçası bu kadar çiçek gelince kendimi böcek hissettim, daha önce taş çatlasa bir tutam çiçek almış biri olarak nasıl hissedeceğimi bilmiyordum.

Kokteyl 
Yetkililere soruyorum: Püsküllüler nerde?!!!
Sağ olsun babamın finansal, ablamın işgücü, taksinin taşıyıcı desteğiyle tam anlamıyla entel bir sergi için tek eksiğimiz olan kokteyli hazırlayabildik. Tatlılarla tuzlular dengeli bir şekilde her türlü meyve suyuyla birlikte servis edildi. Turuncu ve mavi tabaklar; rengarenk, kürdan maiyetindeki kılıçlar; hiç gerek olmamasına rağmen renk olsun diye ablamın aldığı yine rengarenk kamışlar ile kokteyl masası görsel olarak resimlerimle yarışır hale geldi. Kaldı ki dil ile mideye de hitap ettiği için resimlerimden çok ilgi gördü de denilebilir! Babam ile bir akrabasının (yani, benim de akrabammış) tüm sergiye kokteyl masasının yanından bakıp yorum yaptığını gözden kaçırmış değilim(!).

Açıkçası yetmeyeceğinden endişelendiğim yiyecekler tiyatro grubu tarafından yağmalanıncaya kadar vardı, bir ara peçeteleri de yiyeceklerini düşündüm, minik kılıçlarımın sayısındaki aşırı azalma kuşkularımı artırmadı değil... Tabi burada eleştirdiğim yedikleri değil, davranış biçimleri, daha saygılı olmalarını beklerdim ancak çocukluklarına veriyorum. 

Konuklar Kritikler Defter... az sonra... 

Hiç yorum yok: